Erik

Merhaba.Ben Büşra.
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Gözlerimi bir açıyorum ki etraf gökyüzü gibi.Yanımdan parlak turuncu yüzgeçli Nemo’msu bir ordu geçiyor.Ne zaman dalış yaptığımı hatırlamaya çalışıyorum ama emin olamıyorum.Saatime bakayım bari diyorum.Nasıl olur.Kollarım baştan aşağı yok olmuşlar.Kollarımın yoklaşmasına mantıklı bir sebep arıyorum.Uzun süreli tutmadığım için elini, böyle oldu diyorum.Demiştim ben.Sarılmak önemlidir.Ama sadece sarılmak mı? Ellerim de ellerinle birleşmediği için yoklaşmış işte hep.Bir süre geçtikten sonra fark ediyorum ki yüzgeçlerim pelerin gibi adeta.Hayır hayır Nemomsulardan değilim ben.Başlıyorum yüzmeye.Koşar gibi yüzüyorum.İnci görüyorum bir sürü.İncileri sadece çizgi filmlerde olduğu gibi sandığımı fark ediyorum.Derken çok yüksekten düşüyorum.Öyle bir düşüş ki, benliğimi bırakıyorum.Benliğimdeki seni bırakmıyorum ama.Sıkıca kavramışım ellerimle ya ondan.Ne kadar düşüyorum bilinmez ama etrafım kabarcık oluyor hep.Kabarcıklar çoğalıyor, çoğalıyor.Arkadan çok bilindik bir ses geliyor.Yaklaşıyor, yanağımda bir öpücük ve ”hadi büşram, hemen kahvaltı masasına!Sen omleti çok seversin, soğutma.” Ne olduğunu anlamaya çalışırken aklımdaki tek şeyse;

Anne kahvaltısı gibisi var mı?

5 gün önce - 8

Anonim sordu: Birini bulamadım, seni çağıracaktım.

İyi eğlenceler dileyeyim, ne diyim.

Anonim sordu: Nouvelle Vague'a gidiyor musun?

Maalesef.25 hazirandaydı sanırım dimi? O tarihlerde stajda olacağım Antalya’da.Hüzünç.Sen gidiyorsun sanırım.

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Nasıl güzel demiş.

hadi!

gel önce.

çek de gidelim kürek kemiklerimi, devrimlere gidelim.

dünyayı bir rakı şişesinin ayakları dibine devirelim.

dünya devrilmez.

galileo ne yazık ki haklı dünya devrilmez.

biliyor musun sen dünya kaç çocuğun cebinde hacıyatmaz.

dünya devrilmez.

gelmezsen eğer,

çarpışma ihtimalimizi unut çünkü dünya devrilmez.

ben elimdeki turgut uyar’ı tanrı’nın bile ayaklarının dibine düşürmem unut o ihtimali.

ben tanrıyı turgut uyar’ın bile ayaklarının dibine düşürmem unut.

sevgililerim bir değil bin.

sık sık bozdururum kalbimi evet

ama tanrı her defasında bütünler.

eksiğim de olsa bütünler.

sevgililerim içinde en biriciğidir ondan sebep.

ben peşin peşin söyleyeyim de.

gelme senin de sevgililerin içinde en biriciği değilse.

dünya yuvarlak, 

devrilmez.

çarpışma ihtimalimiz yok, çıkart bunu aklından.

gelirsen dünyaya köşeler yontar onu öyle deviririz.

tek başıma yapamam doğruya eğri.

yuvarlağı köşelendirdik miydi tamam.

çarpışırlar.

şu yakuttan şişeyi görüyor musun pirelidir içi

içindeki pireleri kıravatlarına salarız, sonra beyinlerine.

beyinleri pirelerden arınasıya, kalpleriyle düşünür kalpleriyle severler.

bu bize zaman kazandırır.

akordiyon bize yardım eder.

su yeşili başlı cinler,

ebruli hanımeliler,

hepsi yardım eder

exupery bile yardım eder.

kürek kemiklerime asılırsın, gideriz onlar arınasıya.

(Kaynak: kusvuralimistersen)

1 hafta önce - 13
Bü çekmiş.Kaybolayazan fotoğraf makinesinden çıkmış.Elifli olduğu için blogumda da olsun istedim.Başka fotoğrafımız var mı Elif’le bilmiyorum çünkü.Bu hafta sonu aynı günü yağmursuz bir şekilde tekrarlamayı iple çekiyorum.Gözlerimin oyulmuş gibi çıkmasını görmezden geliyorum.

Bü çekmiş.Kaybolayazan fotoğraf makinesinden çıkmış.Elifli olduğu için blogumda da olsun istedim.Başka fotoğrafımız var mı Elif’le bilmiyorum çünkü.Bu hafta sonu aynı günü yağmursuz bir şekilde tekrarlamayı iple çekiyorum.Gözlerimin oyulmuş gibi çıkmasını görmezden geliyorum.

Sarılmaya gereken önemi verelim.

Anonim sordu: üzerindeki o çiçekli şeyi nerden aldın?videoda filan üzerinde olan

Sana da merhaba.Kimliğinle gelirsen özelden cevaplayabilirim.İyi geceler.

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Sebep aramaktan vazgeçmek gerek bazen.
Oluruna bırakmak denilen şeyi beceremeyenlerdenim. 
Yoruldukça başa sarılan kaseti dinlemekten yorulmuş biriyim.           
Biri şöyle demişti:”Sevdiğin insanın kelimeleri senin kelimelerin olmaya başlar.”
Çünkü kelimeler önce kalbe dokunur,dedim.
Başkasının olan kaç kelime bizim oldu ve bizim olan kaç kelime başkasının.
Kaç’ın önemi yok,kelimelerin önemi daha çok bencilliğin ise sınırı yok.

(Kaynak: esraecekuleci)

2 hafta önce - 4
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Sevgi ve aşk yakın münasebetli kavramlar olsa da, büyük bir ayrılığı barındırıyorlar aralarında. Aynı kökten büyümüş bitkinin farklı iki dalı gibi kimine göre, kimine göre ise farklı coğrafyaların bitkileri.
Temel fizik bilgilerini en azından lisede görmüş olduğunuzu varsayarak(hiç olmadı mantığınız var), size aşk ve sevgi arasında gördüğüm farkı şöyle anlatabilirim.
Aşk, kalbimizin hissedebileceği maksimum hissiyat ise, ulaşabileceği azami seviyededir. Bunu, çıkabileceği en yüksek seviye(hmax)den serbest düşüş yapan bir cisime benzetebiliriz. Yani, aşk hissi, maksimum seviyede başlar ve zamanla daha aşağı bir seviyeye inmeye mahkumdur. Aşk, yok olmaya belki ama azalmaya mecburdur.
Sevgi, emek ürünüdür. Yatırım ister. Haybeden bahşedilmez. Gelip geçmez. Temellenir, filizlenir. Ne kadar sevebileceğimiz, ne kadar kendimizi sevdirebileceğimiz bize bağlıdır. Bunu da, fizikte sıfır seviyesinden atılan bir cisime benzetebiliriz. Ne kadar yükselebileceği tamamen bize bağlıdır, emeğimize bağlıdır. 
Ben aşka pek güvenemem bu yüzden. Aşka aşığımdır, ama aşk bana umut vermez.  

(Kaynak: mertyasar)

2 hafta önce - 47
[Flash 9 is required to listen to audio.]

”Analog çok güzel ama.Sanki muhallebici gibi.Dijital ise cafe gibi mesela.” dedi Deniz oğlan artık analog kullanımının çok olduğunu söylemem üzerine.Ne de güzel dedi.Ne de doğru dedi aslında.

Ekleme yapmak istiyorum;

Yanlış söylemiş Deniz oğlan. Dijital, şık bir açılış ya da konser, gala sonrası bir kokteyl olsun. Analog ise girdiğin an herkesin selam verdiği bir cafe olsun. Kahveler içilsin, biralar tokuşturulsun. Yağmurlu günlerde sığınağın olsun. O misal. Deniz oğlana söyle bunu.” mesajı geldi bir de.Eklemeden edemedim.Teşekkürler efenim.


2 hafta önce - 6

Anonim sordu: Selam ben anonim. Pink Floyd'un "Marooned" isimli sarkisini dinlemeni istiyorum. Dinledikten sonra da dusuncelerini yazmani istiyorum. Pink Floyd gercekten insanlik icin fazla iyi degil mi?

Anonimin A’sı tutmuş.Star Wars günü için teşekkürler.Çok tane.Sorunun cevabını konuşmuştuk zaten.

Anonim sordu: Neden erik? Neden zebra? Neden kitaplik?

Tumblr hesabımı ilk aldığımda, çok önemsememiştim.Erik ve kitaplığı o an aklıma geldiği için seçmiştim.Zebrayı severim.Gerçekten.Sence de çok naif değil mi ama?

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Sıcak bir gülümseme görüyorum yüzlerde.Öylesine sıcak ki bir ‘merhaba’ nın yerini çoktan doldurmuş bile.Günlerimizi sevdiğimiz şarkılarla, hepimiz için özel olanlar’ın sesiyle, bazı şanslılarımız doğa gürültülerini alırken payına, bazılarımız da araba kornalarıyla geçiriyoruz.Karşımızda sessizlik senfonisini yaşayan bir insan olmasına şaşırıyorum bu yüzden.Biraz da anlayamamak olgusunu hissediyorum.Anlayamıyorum.Her sesten yalıtılmış bir dünya, biraz ürpertiyor.Bu ürpertiyi hissettiğim için kızıyorum kendime.Kibir gibi geliyor.Değil halbusi.Ödev konum; işitme ve konuşma engelli bir çocukla geçirdiği medikal problemler ve sosyal yaşamı üzerine söyleşi yapmak.Karşımda 96 doğumlu bir genç kız oturuyor.Annesi de iletişimi sağlamak adına yanımızda.2.5 yaşında ateşlenmesi sonucu, hastahaneye geç gidebildiği için kulak zarı deliği teşhisinin devamında kulak zarı kemikleşmesi nedeniyle duyma yetisini yitiriyor Damla.Tedavisi doğrultusunda kulaklık kullanıyor, fakat fayda etmiyor.Birçoklarının aksine, şuan hiç duyamıyor.Sadece dudak okuyabiliyor.Böylece karşısındakinin söylediklerini anlayabiliyor.16 yaşında olmasına rağmen konuşma konusunda çok sıkıntı çekiyor.Sadece ”anne, baba, evet, hayır” gibi basit gündelik kelimeleri kullanabiliyor.Tüm bunlara rağmen, sanata inanılmaz düşkün.Öyle ki çok güzel resimler çiziyor ve tiyatro oyunlarında görev alıyor.Kendisi gibi aşçılık okuyan bir sevgilisi var.İleride evleneceklerini söylüyor, biraz çekingen gülümsüyor ve ekliyor ”İlerde, biz evlendiğimizde, annemin de bizimle yaşamasını istiyorum.Çünkü çocuğum ağladığında birinin bunu bana söylemesi gerekebilir, aksi halde duyamam.” Biraz kendimi silkeleyip düşündüğüm vakit, tüm dertlerim küçülüyor gözümde.Damla o okulda okuyan sadece bir öğrenci.Okuduğu okul, Onlar için özel eğitim veriyor.Kimi 3 yıl duymadıktan sonra taktığı kulaklıkla duyan ve sesten o denli rahatsız olduğu için kulaklığını sobaya fırlatıp kurtulmak isteyen, kimi kısmen duyabilen onlarca öğrenciyle dolu.Hazır güzel şarkılar varken ve dinleyebiliyorken, bir tanesini de bu akşam gönderelim kulaklarımıza diye düşündüm.Bilemiyorum iyi mi ettim.

1 ay önce - 6
untitled on Flickr.

untitled on Flickr.

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Tüm harfleri aldım çantama.Konuşacak çok şeyimiz var yani.

1 ay önce - 8